Ana sayfa Mobil Uygulama Sosyal medya çılgınlığı ve mobil uygulamalar

Sosyal medya çılgınlığı ve mobil uygulamalar

Sosyal medya kullanımı ilk ortaya çıktığında adından da anlaşılacağı gibi sosyalleşme, arkadaş çevresini geliştirme ve irtibatta kalabilme üzerine kuruluyken, şimdilerde çok farklı bir noktaya geldi. Artık hiç tanımadığınız insanlar ile sohbet etmek ve iletişim kurmak dahi sıradan bir hal aldı. Durum böyle olunca, mevcut platformlar da genişlemeye başlayınca reklam dünyası ve ticari yapı da sosyal medya dünyasına entegre oldu. 

31
0

SOSYAL MEDYA KULLANIM ORANI HIZLA YÜKSELİYOR

Son yıllarda oldukça sık kullanılan sosyal medya platformu artık günümüzün kabul gördüğü bir mecra haline geldi. Sosyal medyada varolma arzusu ve insanın doğası gereği beğenilme isteği, sosyal medya uygulamalarının kullanımının hızla artmasına neden oldu. Uygulamaların tarzları ve isimleri değişse de, genel kullanım oranı hiç düşmüyor, hatta sürekli artış gösteriyor.

YALNIZCA EĞLENCE DEĞİL, TİCARİ BİR PLATFORM HALİNE GELDİ

Sosyal medya kullanımı ilk ortaya çıktığında adından da anlaşılacağı gibi sosyalleşme, arkadaş çevresini geliştirme ve irtibatta kalabilme üzerine kuruluyken, şimdilerde çok farklı bir noktaya geldi. Artık hiç tanımadığınız insanlar ile sohbet etmek ve iletişim kurmak dahi sıradan bir hal aldı. Durum böyle olunca, mevcut platformlar da genişlemeye başlayınca reklam dünyası ve ticari yapı da sosyal medya dünyasına entegre oldu.

SOSYALLEŞMEDEN DİJİTALLEŞMEYE GEÇİŞ SÜRECİ

Birçok kişinin sosyalleşme olarak adlandırdığı ve kullandığı platformlar kısa zamanda gelişti, çeşitlendi ve evrildi. Artık bilgisayarda çalışmayan ve sadece mobil uygulama olarak çalışan sosyal medya platformları dahi var. Bu uygulamaların her birinin de kendi ticari reklam yapısı ve dijital algoritması var. Sosyalleşme ve dijitalleşmeyi aynı kapıya çıkaran uygulamalar gün geçtikçe çoğalırken, aynı zamanda kitlelere de yön verir hale geldi.

“SOSYAL MEDYADA YOKSAN, SEN ASLINDA YOKSUN!” HALİNE GELİNDİ

Kişisel, şirket veya bir marka olarak sosyal medya platformlarında bulunmuyorsanız, siz zaten yoksunuz diye düşünebiliriz. Evet evet yanlış duymadınız, aynen cümle içinde kullandığım gibi “siz yoksunuz”. Ticaret siciline kayıtlı ve vergi numarası olan resmi bir firma olarak ofisiniz, internet siteniz, personelleriniz var, ama sosyal medyanız yok. Bu müşterilerde bir güven eksikliğine neden olduğu gibi iş dünyasında tercih edilmemenize de neden oluyor. Dolayısıyla ticari faaliyetleriniz sosyal medya uygulamaları ile örtüşmüyorsa dahi, sembolik olarak bir hesap açmalı ve haftada en az 2-3 defa etkileşim göstermelisiniz. Bunun yanında tabi ki de, takipçilerinizin hatırı sayılır derecede fazla olması ve paylaşımlarınıza da beğeni gelmesi gerekiyor. Yoksa şirketiniz işinde ne kadar başarılı olursa olsun, başarılı gözükmeyecek ve yeni müşterileri portföyüne alamayacaktır. Aynı durum kişisel kullanım için de geçerli. Bir şirket yöneticisi olarak sosyal medyada ben buradayım diyemiyorsanız, o pozisyonda uzun süre kalamazsınız demektir. Hal böyle olunca, dijitalleşme adı altında milyonlarca TL’de maalesef yurtdışına gidiyor.

HERKES KENDİNİ GÖSTERMEK VE ÖNE ÇIKARMAK İSTİYOR

Sosyal medya platformu farketmeksizin, özellikle pandemi döneminin de etkisiyle zorla, istemeden video konferanslar yapılıyor, konunun uzmanı olan veya olmayan herkes canlı yayın videolarını havada uçuşturuyor ve adeta ben buradayım demek istiyor. Ama artık şunun farkına varılmalı ki, bu durum biraz da gülünç olmaya başladı. Herkes, hatta firma yöneticileri dahi uzman olmadığı konular hakkında online toplantılar düzenleme gayreti içerisine girdi. Hep birilerine “bakın biz buradayız, hiç durmadan çalışmaya devam ediyoruz” demek istiyorlar. Ama bunlar gerçeğe döndüğümüzde tamamen hayalden ibaret. Çünkü kimse yapılan çalışmanın, harcanan zamanın geri dönüşünü gerçek olarak ölçümlemiyor, ölçümleyemiyor, daha da kötüsü ölçümlemek istemiyor. Çünkü gerçeği görmek istemiyor. Sadece bir kandırmaca ve rakamdan ibaret olduğunu anlamak istemiyor.

RAKAMLAR ÇOĞU ZAMAN GERÇEĞİ YANSITMIYOR

Öncelikle gerçekleştirilen toplantının, seminerin veya brifingin faydalı olup olmadığını anlayabilmek oldukça önemli. Ancak bu hiçbir zaman anlaşılamıyor. Çünkü katılımcı sayıları ve rakamlar manipüle ediliyor ve sorgulayan birime öylece yansıtılıyor. İlgili birimlerde iş gerçekleştiği ve sona erdiği için durumu irdelemiyor. Çünkü irdelerse başka bir proje yaratılması, aksiyon alınması gerekecek. Kim bunlarla uğraşacak öyle değil mi?

SOSYAL MEDYA MANİPÜLE EDİYOR MU?

Sosyal medyanın yaygın kullanımı ve akıllı telefonlar ile etkileşimi, her şeyin mobil uygulama üzerinde çalışan sosyal medya platformlarından paylaşılmasını tetikledi. Mutlu olunan anlar, işlerde gösterilen başarılar paylaşıldığı gibi kulaktan dolma doğru veya yanlış haberler de paylaşılmaya başlandı. Bu haberlerin hızla yayılması “siber zorbalığa” varan noktalara kadar geldi. Çünkü haberin çıkış yeri bilinmeden, gündemde olabilecek bir konu olması yeterli görülüyor ve paylaşıldıkça paylaşılıyor. Bunun kimleri, nasıl olumlu veya olumsuz etkileyeceği, kimlere fayda veya zarar sağlayacağı bilinmeden bu işlemlerin birçoğu istemsiz şekilde gerçekleştiriliyor. Peki neden mi sorgulanmıyor veya dikkat edilmiyor? Çünkü şimdilik bu durumlara karşın herhangi bir güçlü yaptırım söz konusu değil.

YALNIZ KİŞİLER DEĞİL, MARKA VE ŞİRKETLER DE SOSYAL MEDYANIN ETKİSİNDE

Günümüzde sosyal medyanın etkisi altında olanlar yalnızca bireyler değil. Markalar ve şirketler de oldukça büyük bir etki altında. Hem de öyle bir etki altındalar ki, kendilerini kurtaramıyorlar. Bir taraftan sosyal projelerde yer alıp, bulundukları ülkenin insanlarına şirin gözükmek, bir taraftan dijital pazarlamayı kullanarak ticari kazanç elde etmek, diğer taraftan sık kullanılan sosyal medya platformlarında her an gözükerek akılda kalıcı olmak, başka bir taraftan gözde influencerlar ile milyonlarca TL’lik anlaşmalar yaparak hiç kendilerini yormadan, akışına bırakarak influencer takipçilerinden faydalanarak avantaj sağlamak gibi yapmak zorunda olunan çalışmaları yürütüyorlar.

BU ÇILGINLIK NEREYE VARACAK?

Sosyal medya ve akıllı cihazlarımızdaki mobil uygulamaların kullanımı her geçen gün artarak devam ediyor. Televizyon izlenme oranları hızla düşerken, pandemi sürecinden dolayı sinema, tiyatro, gösteri, spor karşılaşmaları gibi birçok sosyal etkileşim tüm dünya genelinde sekteye uğramışken, belki de insanların elinde kalan tek eğlence sosyal medya ve mobil uygulamalar olarak görülebilir. Her şeyde olduğu gibi sosyal medya ve mobil uygulama kullanımındaki doz aşımından kaynaklı sorunlar yaşanabileceği de aşikar. Özellikle yaşadığımız bu süreçte herkesin mutlu olmaya ihtiyacı olduğu gibi şirketlerin de kazançlarını devam ettirmeye ihtiyaçları var. Ama şunu asla unutmayalım; spor güzeldir ama holiganlık kötüdür, yemek yemek keyiflidir ama obeziteye yakalanmak sağlığa zararlıdır. Örnekler çoğaltılabilir. Ancak, sosyal medya ve mobil uygulama kullanımında şunu çok iyi anlamamız gerektiğini düşünüyorum. Keyif almak güzel, ancak strese girip hırs yapmak bünyeye mutlaka zarar verir. Sosyal medyayı ve mobil uygulamaları keyif aldığınız sürece, tabir etmek gerekirse “tadında kalması” deyişine uygun şekilde kullanmaya özen göstermenizde fayda var.

En kısa zamanda teknoloji ve sağlıkla dolu günlere kavuşmak ve yeni makalemde sizlerle bir araya gelmek dileğiyle, siz değerli okurlarımın sağlıklı günler geçirmesini diliyorum.

Türkiye’nin en önemli medya kuruluşlarından biri aracılığıyla profesyonel hayatımdaki tecrübelerimi sizlere aktaracak olmanın mutluluğunu yaşadığımı ifade etmek isterim. Toplantılarda, seminerlerde, konferanslarda ve belirli yayınlar aracılığıyla aktarmaya çaba gösterdiğim güncel yaşamın içinden gelen teknoloji, bilim ve bilişim hakkındaki gelişmeleri sizlere aktarırken, zaman zaman ünlü ve değerli konuklarımla gerçekleştirmiş olduğum keyifli sohbetleri ve kendilerinin işlediğimiz konulara bakış açılarıyla birlikte konuklarımız hakkında merak ettiklerinizi sizlerle paylaşacağım.